Haber Arşivi
SUZANNE DEAN ve İYİ BİR KAPAK TASARIMININ SIRRI
Edebiyatla içli dışlı olanlar günümüzün en bilinen yazarlarından Julian Barnes‘ın adını duymuş olmalılar. Bu yıl oldukça prestijli bir ödül olan Man Booker Prize‘ı alan yazar, ödüle layık görülen ‘The Sense of an Ending’ adlı romanıyla ilgili yaptığı teşekkür konuşmasında, kitabının kapak tasarımını yapan Suzanne Dean‘den de övgüyle söz etmiş.
Suzanne Dean’in kitap kapaklarıyla ilgili kariyerine şöyle bir göz atmak bile, onun bu işin duayeni olduğunu gösterir nitelikte. Random House Yayınevi’nin kreatif direktörü olan Dean, Penguin, Picador, Cornerstone ve Vintage gibi dünyanın en ünlü yayınevleriyle çalışmalar yürüten biri.
Yukarıda gördüğünüz söz konusu kapağa gelince. Bu kapak ortaya çıkana dek Suzanne Dean 20 adet taslak hazırlamış. Bu taslaklar için eskicilerden saat toplayıp fotoğraf çektiği bile olmuş. Yazar Barnes bu 20 taslak içinden 7 tanesini seçip karar vermek üzere evine götürdüğü sırada, Suzanne Dean’in aklına yeni bir fikir gelmiş ve 3 hafta daha süre istemiş.
Yazarın ve romanın isminin yer aldığı ama belli belirsiz göründüğü bir A3 çıktı aldıktan sonra tam iki hafta boyunca harfleri kendisi mürekkeple boyayarak istediği görüntüyü elde etmek için uğraşmış. Bu konuda biraz obsesif davrandığını kendisi de itiraf ediyor zaten. Ancak romanın içeriğine en uygun stilin bu olacağını bildiğinden hiçbir şekilde yılmamış. Ardından metni sağa doğru kaydırıp karanlıkta kaybolacaklarmış gibi bir izlenim doğmasını istemiş.
Arka plana eklediği kara hindiba çiçekleriyle sonlandırdığı çalışmasını hem yazar hem de yayınevi yetkilileri görür görmez kesinlikle bu tasarımın kapakta olması gerektiği konusunda hemen onay vermişler.
Bu yazı The Telegraph / Gaby Wood haberinden derlenmiştir.
STUTTGART ŞEHİR KÜTÜPHANESİ
Bu makale öncesi biraz düşündüm çünkü mimari tasarımlar pek bu blogun konusu sayılmaz. Ancak ilham almaktan ve tasarımdan sık sık söz ettiğimize göre sonunda ‘Neden olmasın?’ dedim. Fotoğraflarda gördüğünüz mekan, başlıkta da belirtildiği gibi Stuttgart Şehir Kütüphanesi.
Yenileme projesi için Koreli mimar Eun Young’un görevlendirildiği kütüphane daha çok şu filmlerde gördüğümüz uzay istasyonlarından birini andırıyor. Bunu olumsuz anlamda söylemiyorum tabii, oldukça etkileyici bulduğumu itiraf etmeliyim. Yenileme çalışmaları 3 yılda tamamlanmış ve Ekim ayında da kütüphane halka açılmış.
Hem içi hem de dışı tümüyle beyaz olan kütüphaneyi renklendirme görevi kitaplara düşmüş ve bunu da gayet iyi başardıkları söylenebilir.
Yolum birgün düşerse, müze niyetine bu 11 katlı kütüphaneyi kesinlikle gezmek istiyorum.
BENETTON’UN SON KAMPANYASI YASAL MI?

Benetton’un son reklam kampanyası herkes tarafından ilgi görmüş, çoğu kişi tarafından beğenilmiş ya da olumsuz tepkiler almış olabilir. Kesin olansa kampanyanın ‘kamuya mal olmuş kişilerin fotoğrafları ticari amaçla kullanılamaz’ içerikli yasayı delmiş olduğu.
Markanın son reklam kampanyasında birbirine düşman olarak bilinen politik isimler dudak dudağa öpüşüyorlar ve kampanya şimdiden pek çok çevre tarafından yuhalanmaya başladı. Vatikan, bu çevrelerin başını çekti ve zaten firma da Papa’nın yer aldığı afişin kampanyadan çekildiğini açıkladı. Nasıl oldu da bu kadar çabuk geri adım attılar diye soracak olursanız, cevabı yukarıda. Çünkü yasal olarak bunu yapmaya daha ilk başta hakları yok. Tanınmış kişilerin izni olmadan resimleri üzerinde oynamak ancak basında yer alan karikatürler çerçevesinde mümkün.

Bu arada bu fotoğraflarda yer alan kişiler arasında şu ana dek tepki veren tek kişi Papa oldu. Diğer isimler de şikayette bulunduğu takdirde firmanın bu afişleri geri çekmesi, tazminat ödemesi ve özür yayınlaması gerekebilir. Peki, Benetton bu riski nasıl alıyor? Görünüşe göre, Benetton afişlerinde yer alan isimlerin firmayla bu tip bir hukusal savaşa girerek kendilerini küçültmeyecekleri görüşünde. Politikacıların bu reklama vakit ayırıp hoşgörüsüz ya da yapacak daha iyi işi yok gibi gözükmek istemeyeceklerini var sayarak şirket bu kampanyaya cesaret edebiliyor.

STEVE JOBS’UN ARDINDAN HATIRDA KALACAKLAR
Hiç şühesiz, 56 yaşında hayata gözlerini yuman Steve Jobs, teknoloji dünyasının efsane isimlerinden biri olarak kuşaklar boyunca anılmaya devam edecek.
Steven Paul Jobs, (24 Şubat 1955 – 05 Ekim 2011) bilgisayar sektörünün en başarılı girişimci ve yatırımcılarından biriydi. Amerikalı işadamı, Apple şirketinin kurucu ve yöneticilerindendi. Jobs ayrıca ünlü Pixar Animasyon stüdyolarının da başkanlığını yaptı. Pixar’ın 2006′da Walt Disney Stüdyoları tarafından satın alınmasının ardından Walt Disney’in yönetim kuruluna girdi. 1995 yılında çekilen Toy Story filminde ismi, baş yapımcı olarak geçti.
24 Ağustos 2011′de Jobs Apple CEO’luğundan ayrıldığını açıkladı. Görevi Tim Cook devraldı.
Steve Jobs ve Geçmişteki Önemli Anlar
1977- Apple’ın Başlangıcı
1970′lerin ortalarında Steve Jobs üniversiteyi terk etmiş, arkadaşı Steve Wozniak ile birlikte ailesinin garajında bilgisayar imal ediyordu. 1976 yılında bugün Apple olarak bilinen şirketi kurdular. Kaliforniya’da kurulan şirket 2010 yılında Microsoft’u geride bırakarak dünyanın en değerli teknoloji şirketi oldu. Şirket resmi olarak 1 Nisan 1976′da kuruldu. Fotoğrafta ortaklar Apple II’nin tanıtıldığı West Cost Bilgisayar Fuarı’ndalar. Apple II en başarılı kişisel bilgisayarlardan biri oldu. Ertesi yıl Jobs’un kız arkadaşı Chrisann Brennan bir kız çocuğu dünyaya getirdi: Lisa Brennan-Jobs. Lisa’yı daha çok annesi büyüttü ve baba kızın aradaki buzları ertimesi çok daha sonra mümkün oldu. Fotoğraf: Tom Munnecke/Getty Images
1984- Macintosh Dünyaya Tanıtılıyor
1984 yılında Super Bowl sırasında (Amerikan Futbol Ligi şampiyonluk maçı) yayınlanan tek bir reklamla Macintosh’un halka ilk duyurusu yapıldı. Reklamda 24 Ocak’ta Macintosh’la tanışacaksınız ve1984 yılı ’1984′ gibi olmayacak deniliyordu. 2495 $ fiyatla satışa çıkan bu bilgisayar, mouse’u ve grafik özellikli bir arayüzü olan ilk kişisel bilgisayardı. Ancak bu gelişmeden tam bir yıl sonra Steve Jobs Apple’dan bir iktidar savaşı üzerine ayrılacak ve NEXT adlı farklı bir şirket kurup yüksek kapasiteli eğitim bilgisayarları üretmeye başlayacaktı. Fotoğraf: Terry Schmitt/UPI/ Newscom
1987 – Ross Perot’la Birlikte
Ross Perot yeni bilgisayar firması NEXT için yatırım yaptığında, Jobs çoktan Goerge Lucas’ın bilgisayar grafikleri firmasını 10 milyon dolara satın almış ve adını Pixar koymuştur. NEXT ile birlikte çalışmalarına devam ederken 1991 yılında Laurene Powell ile evlendi ve çiftin 1991, 1995 ve 1998 yıllarında 3 çocukları oldu: Reed, Erin ve Eve.
1996 – Jobs Apple’a Geri Dönüyor
NEXT’te 1993 yılında işten çıkarmalar yaşanırken, 1995 yılında Pixar hisselerinin halka açılmasıya Jobs milyarder olma yolundaydı. Büyük bir taleple karşılaşan firmaya 1.46 milyar dolar piyasa değeri biçildi. 2006 yılında Walt Disney Pixar’ı satın aldı ve Jobs, Disney’in en büyük hissedarlarından biri oldu. Ancak daha öncesinde başka bir satın alma öyküsü yaşanacaktı. 1996 yılında Apple NEXT’i bünyesine kattı ve Steve Jobs kurucularından biri olduğu şirkete liderlik etmek üzere geri dönmüş oldu.Fotoğraf: Paul Sakuma
1998 – iMac’in Sahneye Çıkışı
‘i’ ile başlayacak olan ürün serisinin ilki, iMac piyasaya çıktı. Yuvarlak ve her şeyi bir gövdede toplayan bu kişisel bilgisayar büyük ilgi çekti. Fiyatı 1299 $ olarak açıklandı. Yıl sonunda Jobs, Apple’ın 97 yılında zarar etmesine karşın, 98 yılında yeniden kar eden bir şirket profiline kavuştuğunu açılayacaktı. Ardından iBook ve G4 gibi ürün serileriyle Apple yükselişini sürdürmeye devam etti. Fotoğraf: Moshe Brakha/AP
2002 – Düz Ekran iMac
2000′li yıllarda işler biraz daha hızlı yürümeye başladı. iPod’un dünyaya tanıtılmasından kısa bir süre sonra 2002 yılında düz ekranıyla bütün dikkatleri üzerine çekecek olan yeni bir iMac modeli tanıtıldı. 2001 yılında Apple çeşitli eyaletlerde ilk perakende mağazalarını açtı. 2003 yılında Steve Jobs dünyayı iChat’le tanıştırıyordu. Birkaç ay sonra pankreas kanseri olduğuna dair de ilk haberi alacaktı. Bu haber yatırımcılardan belli bir süre boyunca saklandı.
2004
2004 yılında Steve Jobs tüm dünyaya kendisine pankreas kanseri teşhisi koyulduğunu ancak geçirdiği bir ameliyat sayesinde kemoterapi ya da radyoterapi tedavisi görmesine gerek kalmadığını açıkladı. Aynı yıl iTunes dükkanları devreye girerek tüm dünyayı kasıp kavurmaya başladı. 2005 yılında Stanford Üniversitesi’ndeki mezuniyet töreninde konuşma yapan Jobs, hastalığının başında kendisine adece 6 ay ömür biçildiğini açıkladı. Ölümlü olduğunu hatırlamanın bir insanın kaybedeceklerini düşünmek yerine kalbinin sesini dinlemesi için güç verdiğini söyledi. 2006 yılı Şubat ayında iTunes aracılığıyla bir milyardan fazla şarkı satıldığı açıklandı.
2007 – Sahne Sırası iPhone’da
Bu makaleyi okuyan ve yaşı genç olanlar bile hikayenin bu kısmından sonrasını çok iyi biliyorlar. iPhone cep telefonları alanında yepyeni bir dönem başlattı. 4 GB kapasitesiyle ilk iPhone Apple’ı sadece bilgisayar üreticisi olmaktan da çıkarmış oldu. Jobs’la ilgili asılsız ölüm haberleri de bu yıllarda medyada sıkça yer almaya başlayacaktı. Fotoğraf: Eric Slomanson/Bloomberg News.
2010 – iPad
iPhone rüzgarı yeni yeni dinmeye başlamıştı ki bu kez 2010 yılında iPad ile Apple bir kez daha tüm teknoloji haberlerinde ilk sırayı aldı. Bir yıl sonra bu dokunmatik ekranlı, tablet bilgisayarın ikinci versiyonu yine Jobs tarafından tanıtılacaktı. 2011 yılına gelindiğinde ise sağlık durumu kötüye giden Jobs 24 Ağustos’ta Apple’daki CEO’luk pozisyonundan ayrıldığını açıkladı.
Jobs’un ölümünün ardından Apple tarafından yapılan açıklamada ‘Onun parlaklığı, tutkusu ve enerjisi hepimizin hayatlarını geliştirip zenginleştiren sayısız yeniliğin kaynağıydı’ dendi.
Savedelete.com’dan derlenmiştir.
QUARK DOSYASI INDESIGN’A NASIL ÇEVRİLİR?
Artık InDesign kullanmaya kararlısınız ama Quark dosyası olarak çalışılmış yayınları ne yapacağınızı kestiremiyorsunuz? Belki de binlerce sayfa söz konusu ve onları yeni baştan düzenlemeye elbette ne vakit ne de enerji yeter. İşte aranan çözüm:
Q2ID v5.5 Bu bir Adobe plug-in’i ve InDesign 4, 5 ve 5.5 versiyonlarında kullanılabiliyor. Bu plug-in’i yükledikten sonra Quark dosyalarını dönüştürmek için artık Quark programını kullanmanıza da gerek yok. Tek yapmanız gereken dosyayı InDesign’a almak ve dönüştür komutunu tıklamak.
Ne yazık ki bu tip mucizeler bedelsiz olmuyor ve fiyatı 200 Euro. Bir lisanstan 5 kullanıcı yararlanabiliyor. Korsan kullanımın önüne geçmek için bir deneme sürümü yayınlanmamış maalesef ama dilerseniz yukarıdaki videodan programcığın nasıl işlediğini izleyebilirsiniz.
Özellikle bazı yayınevleri için büyük kurtarıcı olabilir. Satın almayı düşünenler şuraya.
22 AĞUSTOS İNTERNET SANSÜRÜ DENEME SÜRÜŞÜ BAŞLADI
Önce 22 Ağustos 2011′de yürülüğe gireceği söyleyen yeni internet filtresi yasasının 3 ay ertelendiği duyuruldu. Ardından 22 Ağustos’ta filtre sisteminin denenmeye başlandığı açıklandı. Bu arada filtre paketlerinden ‘yurtiçi’ seçeneğinin de kaldırıldığı söylendi.
Peki, ne oldu? Tepki gösterilen sansürcü yaklaşım kalktı mı, hayır. Bu konuda ardı ardına gelen farklı açıklamalarla, deneme ve yanılmalarla kafası karışanlar için Yurtsan Atakan’ın bugün yayınlanan kısa, ama bu düzenlemeye neden ‘hayır’ denmesi gerektiğini anlatan makalesini öneriyorum.
Yayın organlarının denetimi elbette dünyanın her ülkesinde var. Fakat sanırım bu uygulamalar ‘neyi’ denetlediğinize göre ya fayda ya da zarar sağlıyor. Atatürk’e hakaret edildiği gerekçesiyle Youtube’a erişim uzun bir süre engellendi. Bir ülkedeki tüm internet kullanıcıları, bir başkasının eylemi üzerine cezalandırıldı. Hakaret eden ciddiye alındı, amacına ulaştı vs. Başkası olsa ne kadar cahilce bir yaklaşım diyebiliriz ama bunu yapan devlet kurumu olunca, güler misin ağlar mısın?
Teknolojinin baskıcı ve yasaklayıcı zihniyeti yenmesi dileğiyle..
ADOBE MUSE DREAMWEAVER’A RAKİP OLACAK MI?
Adobe geçtiğimiz günlerde web tasarımcıları için yeni bir programın duyurusunu yaptı: Adobe MUSE. Yukarıdaki videoda programın ayrıntılı tanıtımını görebilirsiniz. Bu programla birlikte kod yazmanıza gerek olmadan HTML web siteleri tasarlayabiliyorsunuz.
Programın Dreamweaver’dan farkı da böylece ortaya çıkmış oluyor. MUSE daha çok grafik tasarım uzmanları için düşünülmüş gibi. Bunun dışında kod yazmakla uğraşmak istemeyen web geliştiricileri için de kullanışlı olabilir.
Bakalım web tasarımcıları programdan hoşlanacak mı, ilerleyen günlerde göreceğiz.
19 AĞUSTOS DÜNYA FOTOĞRAFÇILIK GÜNÜ
19 Ağustos, Dünya Fotoğrafçılık Günü olarak neredeyse 20 yıldır kutlanıyor. ‘Daha önce neden böyle bir günden haberim olmadı?’ diye soracak olursanız, bunun nedeni bu özel günün ortaya çıkışının büyük pazarlama taktiklerinden biri olmaması olabilir. Tüm dünyadan fotoğrafçıların böyle bir vurgu yapılması konusunda hem fikir olup çeşitli yollarla aldıkları ortak bir karar bu.
Peki neden 19 Ağustos? Çünkü dagerreyotipi, yani Louis Daguerre tarafından keşfedilen, gümüş levha üzerine fotoğraf çekme tekniği Fransız hükümeti tarafından ilk kez 19 Ağustos 1839′da tüm dünyaya hediye edilen bir buluş olarak resmi şekilde açıklandı. İlk çekilen aşırı grenli ve bulanık fotoğraftan bu yana fotoğrafçılık alanında pek çok buluş ortaya çıkmaya devam etti.
Bugün artık akıllı telefonlarımız bile birbirinden güzel fotoğraflar çekmeye imkan veriyor. Araç ne olursa olsun, fotoğrafın büyüsü, anı dondurma isteği, belgeleme ihtiyacı hiçbir zaman kaybolmadı.
Fotoğrafçı Dorothea Lange’in fotoğrafçılıkla ilgili söylediği çok güzel bir söz hep aklımdadır ve burada sizinle de paylaşmak isterim: ‘Fotoğraf makinesi insana, fotoğraf makinesiz de görmeyi öğreten bir alettir.’ Gerçekten de fotoğraf çekmek için işe koyulduğumuzda etrafı başka bir gözle tararız. Acaba yakalanmayı bekleyen bir an var mıdır? Herkesin bakıp da görmeden geçtiği o kareyi ancak bunu alışkanlık edinmiş kişiler görebilir.
Tüm fotoğrafseverlerin fotoğrafçılık günü kutlu olsun!
SERGİ: YÜCEL DÖNMEZ
Yücel Dönmez Amerika’da yaşayan ve oradaki sanat ansiklopedilerinde dünyanın en iyi sanatçılarından biri olarak kabul edilen, önemli bir isim. Fırsatı olanlar 21 Mayıs’a dek sürecek olan İstanbul, Galeri rh+’deki resim sergisini mutlaka gezmeli. Sanatçının bugün rastladığım röportajı da oldukça iddialı ve ilginç tespitler barındırıyor.
Dönmez, eserlerinde ebru, hat, kaligrafi, tuğra gibi geleneksel Türk sanatı öğelerine yer veriyor.
YÜZ BİNLER ‘İNTERNETİME DOKUNMA’ DEDİ
Sadece 22 Ağustos’ta yürürlüğe koyulmak istenen paketleme sistemine karşı değil, her türlü düşünce hoşgörüsüzlüğüne karşı yapıldı bu yürüyüş. Türkiye’nin farklı illerinde saat 14.00′te başlayan eylemlerin ilk dakikalarına basın yeterince ilgi göstermedi. Ancak çok geçmeden büyüyen kalabalıkların sesini duyurmak zorunda kaldılar. İnternetin kısıtlı bir şekilde kullandırılmasını protesto eden yürüyüşlerin internet aracılığıyla örgütlenmesi de anlamlıydı.





















