Kreatif Arşivi
GUIDO DANIELE / EL BOYAMALARI
Bu elleri yıkamaya nasıl kıyıyorlar? El nereden çıktı diyorsanız fotoğraflara dikkatli bakın. Bu resimler ellerin tek tek boyanmasıyla oluşturulmuş. Bir elin boyanmasının 4 ile 10 saat arasında sürdüğü düşünülürse bu çalışmaların kalıcı olmaması haksızlık. Neyse ki fotoğraf imdada yetişiyor ve bu sayede Guido Daniele’nin çalışmaları kaybolmadan pek çok kişi tarafından paylaşılabiliyor.
El kuklası anlayışına farklı bir boyut katıp el boyama sanatına çeviren Daniele İtalya’da yaşıyor ve heykel bölümü mezunu. İlk başlarda yaptığı işin en zorlayıcı kısmının, çalışmalarının musluğun altında akıp gitmesini seyretmek olduğunu o da söylüyor. Zamanla bu duruma alışmış.
Daniele’nin işleri pek çok reklam ve tanıtım kampanyasında kullanılmış ve bu yönde ilgi görmeye de devam ediyor. Tasarımları öncelikli olarak hayvanları konu alsa da, konsepte göre farklı desenler ya da sadece el değil vücut da boyayabiliyor.
Sanatçının sitesinde eserlerinin tümünü görebilirsiniz.
HİTLER’Lİ BAŞKA BİR KAMPANYA
Ajans: TBWA Being Paris, Fransa
Bir şampuan reklamında başrol Hitler’e verilince bu kötü senaryoya yönelik tepkiler de gecikmedi. ‘Zaman her şeyin ilacıdır’ denir ama hayatta bazı acılar var ki ne kadar zaman geçse de geride kalmaz, silinmezler. Büyük bir insanlık dramı için ‘geçmiş, bitmiş’ diyerek Hitler’i sadece deli bir diktatör olarak yansıtmak, hadi biraz gülelim demek ne yazık ki çocukça bir yaklaşım. Ama işte bir yerlerde koca koca insanlar bunun iyi bir fikir olduğuna birbirlerini ikna edebilmişler.
Yukarıda Sudan’ın Darfur bölgesinde devletin sivil halka karşı uyguladığı şiddeti protesto eden ve devlet başkanı Ömer El Şerif’i istifaya çağıran kampanya filmini izleyebilirsiniz. Film tanınmış diktatörleri başka bir meslek icra ederken gösteriyor. Hitler’in bir evcil hayvan mağazası var, Miloseviç çiçekçi olmuş. Bu görüntülerin hemen ardından dış ses şöyle diyor: ‘Diktatörler kendiliğinden diktatör olmaktan vazgeçmezler. Savaş suçlusu ilan edilen ve Darfur’daki katliamların baş sorumlusu olan Ömer El Beşir’i durdurmazsak yaptığını yapmaya devam edecek.’ Stopbechir.com adresine giderek imza verebilir, detaylı bilgi alabilirsiniz.
Başka bir kampanya ve üstelik bir değil, birkaç diktatör canlandırılmış. Peki sizce Türkiye’de yayınlanan reklamla aynı tepkileri alacak mı? Sorunun cevabı sanırım bu filmde bu diktatörlere niye yer verildiğinde gizli. Burada amaç herhangi bir ürünün daha çok satmasını sağlamak, bir firmaya para kazandırmak, insanları güldürmek – eğlendirmek değil. Amaç başka bir diktatörün zalimliğine dikkat çekmek ve toplu ölümlere engel olabilmek. İşte bu yüzden hiç kimsenin kaldırın bu filmi diyeceğini sanmıyorum.
MACBOOK PAMUK PRENSES ÇIKARTMA

Disney temalı ürünler kimi zaman çocuklara olduğu kadar yetişkinlere de hitap edebiliyor. Yukarıda Apple marka dizüstü bilgisayarlar için tasarlanmış Pamuk Prenses çıkartmasını görüyorsunuz.
Piyasada özellikle dizüstü bilgisayarları hedefleyen pek çok çıkartma bulunabilir. Pek çoğu da kendi içinde bu tip espriler taşıyor. Bu üründe Pamuk Prenses’i derin bir uykuya yatıracak olan elmayı Apple logosu temsil etmiş oluyor.
Satın almak istediğinizde bu tip ürünler her zaman Disney ya da Apple markalı değiller. Farklı firmalar tarafından bu tip aksesuarlar üretildiğini görebilirsiniz. Bazı Apple mağazaları bu ürünleri satışa sunuyor. Öte yandan internetten online olarak da benzer ürünlere ulaşabilirsiniz.
Burada gördüğünüz Pamuk Prenses çıkartması ise Etsy.com‘da 15 Dolar’a satılıyor.
DOĞADAN ESİNLENEN BAL KAVANOZU TASARIMI



Fotoğraflarda gördüğünüz bu bal kavanozu ve kaşığı çarpıcı ve şık görünümünü doğaya borçlu. Kavanozun kendisi bir bal peteğinin geometrik formunu taşırken, kaşık da bir arının gövdesini andırıyor. Doğadan ilham almak kulağa ne kadar bayat bir fikir gibi gelse de, bu konudaki harika örneklerin sonu kolay kolay gelmeyecek anlaşılan.
Dengede durabilen ve devrilmeyen kavanozun bir de mat modeli var. Tasarımcı Andie Olive bu tasarımıyla ilgili olarak arıların oluşturduğu güzel ve beceri ürünü geometrik tasarıma olan hayranlığını gösterecek bir ürün ortaya koymaya çalıştığını söylüyor.
Bu ikilinin toplamda 62 Dolar’lık, bir kavanoz için pahalı bulunabilecek bir fiyatı var. Ancak mutfakta dolaba saklamak yerine, herkesin görebileceği bir yerde tutmak istenilecek, orijinal bir tasarım olduğunu unutmamalı.
Ev ürünleri tasarımı her zaman ilgi çekicidir çünkü piyasada pek çok farklı marka olmasına rağmen genellikle satışa sunulan ev gereçleri birbirini andırır. Desen ya da renk farklılığı yeterli gibidir. Bu yüzden bu ev gereçlerinin formlarıyla oynanması çoğu zaman diğerleri arasından sıyrılacak bir tasarımla sonuçlanır.
YENİLİKÇİ KURUMSAL KİMLİK ÇALIŞMALARI
Pazarlama açısından kurumsal kimlik, şirketlerin hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştıran ve firma ile uyum içinde olan bir kimlik olmalıdır. İyi bir kurumsal kimlik ile markalaşma yolunda önemli bir adım geride kalmış olur. Kurumsal kimlik ile bir firmanın yüzü logo tasarımı, kartvizit, antetli kağıt, CD kapakları, broşür tasarımları, promosyon ürünleri vb materyallerle görünür olur.
Burada geleneksel kurumsal kimlik çizgilerini ileriye taşıyan, parlak renklerden ve desenlerden korkmayan, yenilikçi birkaç kurumsal kimlik çalışması görebilirsiniz.

Sadece kartvizit ya da antetli değil, USB’den ağır vasıtaya kadar pek çok yüzeye kurumsal kimlik yansıtılmış. İlk bakışta göze çok ilginç bir logo gibi gelmemesine rağmen kurumsal kimlik çalışmasıyla birlikte şık ve profesyonel bir görünüme bürünmüş.

Genellikle beyaz zemin üzerinde kullanılması daha uygun gibi algılanabilecek renkli bir logo, lacivertle birlikte umulmadık biçimde hareketli ve göze hoş gelen bir görüntü ortaya çıkarmış.

Kurumsal kimlik çalışmalarında renklerden korkmamak gerektiğinin bir kanıtı. Elbette doğru biçimde bir araya gelirlerse bu kural geçerli. CD’ler ve katalog kapağı özellikle çarpıcı görünüyor.

Kurumsal kimlik çalışmaları sırasında mor ve turkuazı yan yana getirdiniz mi hiç? Hayır diyenler bir sonraki çalışmaları sırasında, elbette firmanın kimliğine uygun olması şartıyla bunu deneyebilirler. Bu renklerin bir araya gelmesi için mutlaka eğlence sektörünü beklemeniz gerekmiyor. Yukarıdaki örnek bana kalırsa ağırbaşlı ve yeniliklere açık bir firmayı simgeliyor.

İşte yine az rastlanır bir örnek. Kurumsal çalışmalarına illüstrasyon pek katılmaz. Ciddiyeti azaltacağından korkulur. Oysa bu tip peşin hükümler insanın yaratıcılığını sınırlamaktan öteye gitmez çoğu kez. İyi bir çizimle firmanın mesajını daha net verebilir ve yine de profesyonellikten ödün vermeyebilirsiniz.
İNFOGRAFİK NEDİR & NASIL YAPILIR?
İNFOGRAFİK NEDİR?
Yukarıda şirketler için sosyal medya hizmetleri veren Keyfruit’in (http://keyfruit.net) kuruluştan bugüne dek kendileri ile ilgili ortaya çıkan çeşitli verileri bir araya getirip, bloglarında paylaştıkları infografikten bir kesit görüyorsunuz. İnternette pek çok İngilizce örnek var ama burada paylaşabileceğim, Türkçe içerikli bu güzel örneği görünce sevindim. İçtikleri kahve miktarını da, büyüme hızlarını da aynı infografikte paylaşmışlar. İnfografikler görselliği öne çıkaran, biçim olarak renkli ve cazibeli sunumlar olduklarından elbette Excel dosyalarına göre çok daha eğlenceli bilgiler içerebiliyor.
İNFOGRAFİK NEYE YARAR?
‘Bilgileri neden infografikle paylaşalım? Nasıl bir faydası var?’ diye sorabilirsiniz. Şu bir gerçek ki internette zaman geçirme oranı pek çok ülkede sürekli yükselişte ancak aynı kişilerin makale okumakla ne kadar vakit geçirdiğini sorduğumuzda, insanların uzun ve görselle desteklenmemiş makaleleri okumaktan pek hoşlanmadıklarını görüyoruz.
Bir diğer konu da infografikler, özellikle de ilginç bir fikirle yola çıkan ve dikkat çekici bilgileri ustaca hazırlanmış grafiklerle paylaşanlar, internette pek çok kişi tarafından paylaşılıyor. Bir web sitesinin de sıkça paylaşılması hem tanıtımı açısından hem de site değeri açısından önemli. Örneğin Keyfruit’in bu şık infografiği, onu burada paylaşmamızı sağladı!
İNFOGRAFİK NASIL HAZIRLANIR?
İşin görselliği önemli dedik ama bu içerik kısmı önemli değil anlamına gelmiyor. İnsanların merakını cezbeden bir konu bulmanız ya da çok işlenen bir konuya yeni bir yaklaşım getirmeniz, kısaca insanların ilgisini çekecek soru ya da sorulara yanıt vermeniz infografiğinize olan ilgiyi artıracaktır.
İnfografiğin neden söz ettiğinin kolayca anlaşılması gerekir. Görseller işin içine girince metne daha az yer verileceği ortada. Ama bu durum kullanıcılara bilmece çözdürmek anlamına gelmemeli. Ve tabii konuyla ilgili vermek istediğiniz vurucu bilgiler görsellik uğruna dışarıda kalmamalı.
Bilgiyi metinle verip sadece süsleme olsun diye görsel kullanmanız pek yerinde olmayacaktır. Görselleriniz, seçtiğiniz renkler, bilginin sıralaması bunlar hep birbiriyle ilgili ve tutarlı olmalıdır. Bilgileri alt alta sıralayıp sağa sola da çiçekler serpiştirmek infografik hazırlamak sayılmaz.
Yukarıdaki örneğin bir ‘kesit’ olduğundan söz etmiştim. Bu çalışmanın aslı daha uzun ve yukarıdaki linkte blog sayfasına tıklayarak orijinal versiyonu inceleyebilirsiniz. Bir infografiğin baştan sona tutarlı olması ve bir yerden sonra çizim tarzının ya da fontların nedensiz yere değişiklik göstermesi pek makbul değildir.
İŞİN TEKNİK KISMI
Adone Photoshop, Illustrator, Indesign benzeri programlarda rahatça infografik hazırlayabilirsiniz. Önümüzdeki günlerde işin teknik kısmıyla da ilgili bir paylaşım aklımdan geçmiyor değil.
2011′İN EN YARATICI KARTVİZİTLERİ

Kartvizitlerin bir firmanın önemli temsilcilerinden biri sayabiliriz ve pek çok durumda firmayı mümkün olduğunca doğru şekilde temsil etmesi beklenir. Potansiyel bir müşteriye kartvizit uzatıldığında bu küçük kağıt parçasının aslında firmanın imajında payı olan bir belge olduğu unutulmamalı.
Gelelim 2011 yılında internette fotoğrafları dolaşan ve en çok beğeni alan kartvizitlere. İlk kartvizitimiz bir pilates merkezine ait. Sporu, insan vücudunu, enerjiyi ve hareketi bir araya getirmeyi başaran hem de insanı gülümseten bir kartvizit.
Ajans: MarketData Direct & Digital , Brezilya.

Bu kırmızı çerçeveli, hem sade hem de ölçülü bir görüntüye sahip kartvizitler, tasarım ajansı Burnthebook’un kendi kartvizitleri. Kırmızı kimi kez tasarımı basitleştiren, çiğ bir etki yaratabilir ama burada her şey o kadar yerli yerinde tasarlanmış ki hiçbir şekilde kırmızı insanı itmiyor. Kartvizitlerin sırtında kendi yarattıkları fontu sergilemeleri kartı uzattıkları herkese yaratıcılıkları ile ilgili fikir vermesi açısından, iyi bir fikir.

Kredi danışmanlık hizmeti veren, finans sektöründeki bir firma için hazırlanmış bu kartvizit en yaratıcı tasarımlardan biri. Yarım bir kredi kartı şeklinde ve üzerinde kart numarası yerine telefon numarası yer alıyor. Kartvizit doğrudan firmanın konusuyla ilgili ama öte yandan bu tip firmaların üzerine yapışmış olan ‘sıkıcı’ imajını bir anda yıkıyor.
Ajans: Rethink, Kanada.

Robbie Porter bir illüstratör ve tasarımcı, dolayısıyla kendi kartvizitini de kendi tasarlamış. Basit olan güzeldir mottosundan yola çıktığını anlıyorum. Kesinlikle olumlu sonuç verdiğini söyleyebiliriz. Bu sadeliğin insanda sempati uyandırdığı ve bu kartviziti eline alan kişinin Porter’ı daha sonra mutlaka hatırlayacağı kanaatindeyim.

Cep telefonu uygulamaları geliştiren ve web tasarımı hizmetleri veren İngiliz firma AppWare, firmanın kartvizitlerini de kendi bünyesinde tasarlamış. Fikir olarak kulağa bayat geliyor ama uygulama başarılı bir şekilde yapılmış ve benim hoşuma gitti. Kartvizitlerde kişilerin fotoğrafının kullanılması çok yaygın değil ama kullanılıyorsa da bence bu şekilde, bir anlam ve firma sektörüyle bir bağlantı kurulması fotoğrafı absürd durmaktan kurtarabilir.

Yeme içme sektörü söz konusu olduğu zaman pek çok tasarımcının kartvizit tasarlamaktan gocunmayacağına eminim. Hayal gücünü ve yaratıcılığı konuşturmak adına mükemmel bir sektör. Düşünsenize hayatımız neredeyse bu sektörün etrafında dönüyor. Her şeyden önce yemeden duramıyoruz ve sosyal aktivitelerimizi de çoğu kez yeme-içme üzerinden planlıyoruz. Burada ucundan bir ısırık alınmış kartvizitler, sözünü ettiğim yaratıcı fikirlerden sadece birine örnek.

Baykuş bilgeliği temsil ettiğinden eğitimle ilgili pek çok kuruluş tarafından logo veya maskot olarak kullanılır. Ancak burada sadece logo olmakla kalmamış ve dijital eğitim hizmetleri veren firmanın kartvizitlerini de şekillendirmekte kullanılımış. Kesinlikle farklı ve sempatik.
Ajans: Hype & Slippers, İngiltere

Bu kartvizit ilk bakışta biraz fazla zahmetli ya da daha çok bir davetiyeyi andırıyor olabilir. Oysa bu kartvizitin sahibi kağıt sanatı üzerinde yoğunlaşmış bir tasarımcı dersem, her şey ne kadar da anlam kazanıyor öyle değil mi? Kağıtla adeta sanat eserleri üreten ve bu alanda Popupology hareketini başlatan kişinin kartviziti dört köşe bir kağıt parçası olsaydı, bu işte başarılı olduğuna ikna olur muydunuz?
PEMBE ÇEKİÇLİ KARTVİZİT

‘Domestic Construction’ 2010 yılının yakından takip edilmesi gereken en parlak girişimlerinden biri seçilmiş, çok özel bir iç dekorasyon firması. İki kadın girişimci Trish Andersen ve Maureen Walsh bazen bir düğün organizasyonu için bazen de yoga temalı bir mutfak için kolları sıvıyorlar.
Bu bilgilere sahip olmadan bile firmanın sıra dışılığını kartvizitine bakarak fark etmek mümkün. Hakim renklerden biri pembe ve belli ki iki kadın olarak bu farkı kartvizitlerine de yansıtmak istemişler. Çekiç genellikle erkek eline yakıştırılan, koyu renkli, sert bir alettir. Bu kartvizitte çekicin pembe olması ilginç bir kontrast yaratıyor.
Çift taraflı olarak düşünülmüş kartvizitin arkasında firmanın ismi ve altta da ‘kalpler ve çekiçler’ sloganını görüyoruz. Kalp figürü kartvizitin her iki yüzünde de bu sloganla tutarlı olarak kullanılmış.
Ön yüzde tasarımı tamamlayan ve belki de kartın bütün havasını değiştiren hardal rengi arka plana dikkat. Böyle bir kartvizit elinize geçse, bu firmadan neler bekleyebileceğinize ve kesinlikle ilginç bulacağınız tasarım fikirleri ortaya atacaklarına dair bir izlenim edinecek olmanız muhtemeldir.
Dekoratör, iç mimar ya da benzeri tasarımı da içeren yapı işleri ile uğraşanlar kesinlikle bu tip bir kartviziti dikkate almalı.
ÇARPICI KAPAK TASARIMLARI
Bomboş beyaz bir sayfa ve onu şekillendirip güzel bir vitrin haline dönüştürmek tasarımcının elinde. Kitaplardan söz ediyorum. Kitap kapakları, özellikle de üzerinde düşünüldüğü, uğraşıldığı belli olanları benim için her zaman esin kaynağı oluyor.
Burada ilk fotoğraflarda gördüğünüz kapak tasarımı Portekiz’den ve tasarımcıları Daniel Adão ve Nuno Gomes. Hemen anlaşılacağı üzere bir çocuk kitabı. Rengi, zemini, fontları her şeyiyle cazibeli ve ilgi çekici. İnsanın hemen eline alıp sayfaları karıştırası geliyor. Her ne kadar bir kitabı kapağına göre seçmek pek akıl karı olmasa da, kapağın da çekici olmasından kimseye bir zarar gelmez.
Son fotoğraftaki kitap ise bir sağlıklı beslenme kılavuzu. Hangi sağlıklı yiyeceği nereden alabileceğinizi listeleyen bir rehber niteliğinde. Tasarımcı ekibin başında Belçika’dan Marion Bracqué yer almış.
Farklı renkleri, sıra dışı fontları ve her zaman denemeye cesaret edemeyeceğiniz ilginç fikirleri denemek için kitap kapakları güzel bir fırsat yaratabilirler. Kitap kapağı biraz da bilmece gibidir. Çoğu kez okur belki de farkında olmadan kapağa bakarak kitabı tartmaya çalışır. Oysa kapak tasarımı ile yazarın metni arasında böyle bir bağ yoktur. Bu ikisi birbirlerini tamamlarlar ama aynı zamanda da birbirlerinden bağımsız çalışmalardır.
Bazen sadece bir fotoğraf ya da illüstrasyonla, bazen de onlarca resim ve farklı renkle yaratıcı çalışmalar oluşturmak mümkün. Kitabın içeriği ve türü ile kapağın tutarlı olması ya da en azından bir bağ kurması da önemlidir.
TASARIMCI İÇİN İLHAM ALMAK NE DEMEK?
İnternette pek çok makale hatta site ‘ilham veren…’ ya da ‘esin kaynağı…’ olduğu söylenen görselleri sergiliyor. Fotoğraflar, tasarım çalışmaları ya da illüstrasyonlar diğer tasarımcılara ilham vermesi için sergileniyor, paylaşılıyor. Bu görseller çoğu kez profesyonellerin çalışmalarından oluşuyor. Evde ya da ofiste bilgisayarın başında bir dergi ya da katalog tasarımı için nereden başlamalı diye düşünürken, bir tasarımcı bu görsellerden acaba nasıl yardım alabilir?
Kimi tasarımcılar mekan değiştirdiklerinde yani masa başından kalkıp diyelim gidip biraz parkta oturduklarında, zihinlerinin daha iyi çalıştığını ve yeni fikirleri daha çabuk ürettiklerini söylüyorlar. İlk bakışta mantıklı görünüyor. Oysa masasının başından ayrıldığı an dikkatinin dağıldığını ve kesinlikle mekan değişikliğinin işlerini yavaşlattığını söyleyenlerin sayısı da az değil. Gerçekçi olmak gerekirse ofis çalışanları için çoğu kez gidip hava almak lüksü ancak öğle yemeği ile sınırlı oluyor.
Bu durumda farklı çalışmalarda, fotoğraflarda, illüstrasyonlarda ve diğer görsellerde ipucu arama işe yarar bir fikir gibi görünüyor. Peki ama nasıl? Miranda Kerr’in bu seksi pozu ya da eski bir Porsche nasıl oluyor da, diyelim bir kitap kataloğuna esin kaynağı oluyor? İşin sırrı sadece gördüğünüzle yetinmeyip bu fotoğrafların size çağrıştırdıkları üzerine kafa yormanızda.
ÇAĞRIŞIM
Bu fotoğraflara bakarken tasarımda işimize yarayacak sözcükleri ayıklayalım, ortaya şuna benzer bir liste çıkabilir:
Doğa, şehir, yeşil, turuncu, vintage, retro, yansıma, simetri, desen, kontrast, degrade.
Bu sözcüklerden bir tema oluşturmaya çalışırken, kompozisyon için de pekala bir fikir yakalayabilirsiniz. Kapakta konunuzla ilgili yüksek çözünürlükte, büyük bir şehir manzarası fotoğrafı kullanabilirsiniz. Ya da kapağın tam ortasında ürünlerden birini ya da konu başlığıyla ilgili bir objeyi kontrast yaratacak bir biçimde soluk bir zemin üzerine oturtmayı deneyebilirsiniz. Bulutlu gökyüzü degrade bir arka planı çağrıştırabilir.
Özellikle bilgisayarda her yeni çalışma sayfası açışınızda aklınız bir önceki işte kullandığınız renklere ya da efektlere kayıyorsa bu tip çağrışımlarla kendinize yeni bir yol çizmeniz mümkün olabilir.
Siz nelerden ilham alıyorsunuz, kendinizi sınırlanmış hissettiğinizde ufkunuzu nasıl açıyorsunuz burada diğer tasarımcılarla paylaşarak, katkıda bulunabilirsiniz.













