Tasarım Arşivi

MARKALARA BEYAZ AYARI

Bir ürün ya da ambalaj tasarımı sırasında en çok üzerinde durulan başlıklar neler olabilir? Renk, ergonomi, işlevsellik, ağırlık, yaratıcılık… Herhangi bir sıra gözetmeden akla ilk gelenleri yazdım. Tasarım süreci ne kadar zorludur ve ince ince her ayrıntı düşünülür. Bir etiket yazısının fontu için günler, haftalar harcanabilir.

Başarılı markalara baktığımızda öyle anlaşılıyor ki bir ürün hem reklam hem de dağıtım yoluyla dünyanın her köşesinde ve sürekli göz önünde olunca, tasarımın o en çok vakit alan ve zahmet veren aşamaları da önemini yitiriyor. Ürün ya da ambalaj çoktan herkesin ezberinde oluyor. Renksiz de olsa etiketsiz de olsa sadece hatlarından o nesnenin ne olduğunu biliyoruz.

Brand Spirit‘ adlı sitenin yaptığı, satış fiyatı 10 doları geçmeyen, 100 adet marka ürünü her şey silinip sadece form ortada kalacak şekilde beyaza boyamak. Ürün ya da ambalajın en belirgin özellikleri arasında sayılan pek çok detay silindiği halde bir markayı tanıyabilmemiz, o markanın tasarım, iletişim ve pazarlama gücüyle doğru orantılı olsa gerek.

Tasarımlarınıza beyaz ayarı yapmayı deneyin. Sizce tasarımınızın orijinal ve akılda kalıcı bir formu var mı? Yoksa ortaya sadece bir küp ya da silindir mi çıktı? Beyaz ayarı tasarımları daha özgün kılmakta işe yarayabilir.

BURGER KING AFİŞ / HOLLANDA

Burger King Hollanda’nın Facebook sayfasında yayınladığı bu reklam afişi hem tasarım hem de fikir olarak yaratıcı bir çalışma. Afişte yer alan metinde ‘ Zevkli bir yeni görünüş elde edin’ diyor (Get a tasty new look).  Metindeki sözcük oyunlarına dikkat çekelim. Tasty sözcüğünün bir anlamı zevkli, öbür anlamı ise lezzetlidir. Look sözcüğü görünüş anlamına gelirken, bakış anlamı da vardır.

Markalar ürünlerini pazarlarken sadece ürünün işlevleri üzerinde durmaz. İnsanlara bir de yaşam biçimi sunarlar. Örneğin hamburgeri yer ve doyarsanız. Ancak pek çok hamburger reklamında, hamburger yemenin sizi nasıl doyuracağı değil, nasıl da havalı, güzel ve popüler yapacağı öne çıkarılır. Tabii sadece hamburgerler için geçerli değil bu durum. Reklamlara şöyle bir baktığınızda, pek çok markanın bu ‘yaşam biçimi pazarlama’ stratejisini kullandığını görebilirsiniz.

Yukarıdaki, hamburger deseninde oluşturulmuş göz makyajı oldukça başarılı. Afiş sahibinin Burger King olduğunu bilmeseydik bile tasarım firmanın hamburgerini çağrıştırıyor. Fast food’un yol açtığı sağlıksız beslenme, kilo sorunu vb olumsuz konular bu afişe bakarken hiç akla gelmiyor. Aksine ürün burada bir güzellik malzemesi olarak kullanılıyor.

SAĞLAMSA LASSA / ŞAHİKA ERCÜMEN AFİŞİ

‘Yere sağlam basmak’ deyiminin anlamı Türk Dil Kurumu’nun resmi sitesinde ‘titiz ve dikkatli davranmak’ olarak verilmiş. Bir araç lastiği için hem akılda kalıcı hem de yerine tam oturan bir slogan seçimi olduğu ortada.

Serdar Erener imzalı reklam filmleri ile ilgili eleştiri alanımız değil ama Lassa için hazırlanan ve Semih Saygıner ve Şahika Ercümen’in yer aldığı afişlerden birine göz atabiliriz.

İşin aslı bir araç lastiği ile insanları özdeşleştirmek gerçekten de zor olabilir. Olumlu bir nokta, bu afişe bakınca iki yol arkadaşı yan yanaymış izlenimi doğuyor. ‘Lassa da sağlam basar’ mesajını alıyoruz. Fakat bu olumlu nokta beraberinde bir çatışma ortaya çıkarıyor. Afişte ortaya çıkan uzun bir yolu, sporcu ve Lassa beraber kat etmişler ve etmeye devam ediyorlar görüntüsü aslında kampanyanın genelinde kafa karıştırıcı ve haliyle afişe de yanısyor.

Kampanyayı takip etmemiş ve ilk kez bu afişi gören biri için, Lassa’yı ve bir dalış sporcusunu bağdaştırmak konusunda afişin de yapabileceği pek bir şey olduğu söylenemez. Tabii ki burada malzemenin sınırlı olduğunu unutmamak gerekir. Eğer bir otomobil yarışçısı kampanyada olsaydı, lastikle yan yana getirmek herkes için kolay olurdu. Bu afişe, reklam filminin bir uzantısı olarak bakmak zorundayız.

Büyük firmaların hazırladığı afişlerde işin teknik kısmına pek girmiyorum çünkü iyi bir grafik uygulamayı onlar da yaptıramayacaksa, kim yaptıracak? Ama yine de Şahika Ercümen’e verilen cyborg efektini gereksiz bulduğumu söylemeden duramayacağım. Tamam başarılı, şampiyon ama uzaylı da değil.

LOGO TASARIMINDA KAÇINILACAK 5 KLİŞE

Logo tasarımı grafik tasarımı dünyasındaki en aldatıcı alanlardan biridir. Teknik olarak herkes bir logo yapabilir; fakat iyi bir logo için sabır, estetik duygusu ve kuvvetli sezgiler gerekir.

Bu konuda iddialı kişilerin bile zaman zaman harika bir fikirle öne çıktıklarını sanırken en bilinen logo tuzaklarına düştüklerini görebiliriz. Fazlasıyla kullanılmış bir fikir ister istemez aklınızın bir köşesine yerleşmiş ve logo der demez ortaya çıkıyor olabilir.

İlk bakışta çok sık kullanılan bir tekniğin neden zararı olsun diye düşünebilirsiniz. Ancak unutmamak gerekir ki, bir logo ancak ‘tek’ ve firmaya ‘özgü’ olduğunda görevini tam anlamıyla yapabilir. Aksi takdirde firmanın imajına ya da pazarlama stratejisine faydası dokunmaz.

Aşağıda artık çok sık görmeye başladığımız en yaygın logo trendlerinden bazılarını görebilirsiniz. Bakın bakalım, bu trendlerden biri yaratıcılığınıza ket vuruyor mu?

1- TEPEYE YERLEŞTİRİLEN YAY


Bu tip bir logodan yüzlerce gördüğünüzü itiraf etmelisiniz. Firma isminin üzerine çekilen bir yay aslında hiç de fena bir fikir değil. Yay ilerlemeyi, gelişmeyi, hızı kısaca pek çok olumlu mesajı bir çırpıda verir. Üstelik sadedir ve farklı renklerde, farklı medyalarda kullanımı kolaydır. Ancak şurası kesin ki, artık böyle bir logo için özgün ya da değişik denilemez. İyi ama ne yazık ki fazlasıyla kullanılmış bir fikir.

2- FONTLARLA LOGO YARATMAK



Pek çok tasarımcı şunu yapmıştır: Firma ismini farklı bir yazı tipiyle yazıp bunun bir logo olabileceğini düşünmek. Ancak yazının başında da söylediğimiz gibi, herhangi bir grafiğin göze çekici görünmesi onu iyi bir logo yapmaz. Firmayla özdeşleşebilmesi ve firmanın kimliğini yansıtması gibi başka kriterler de vardır.
Helvetica gerçekten de iyi bir yazı fontu ve elbette Helvetica kullanmayın demek doğru olmaz. Yapmanız gereken fontu kullanırken orijinal ve özgün görsellerle ya da fikirlerle yazı tipini desteklemektir.
Bu söylenenler elbette sadece bir tek Helvetica için değil, pek çok farklı yazı tipi için geçerli. Çok sık kullanılan ve artık broşürlerde, afişlerde sıkça rastladığınız yazı tiplerinden bir font çıkartmaya çalışmayın. Ne kadar güzel görünse de logonuzun ‘orijinal’ olmasını istiyorsanız yeni fikirler ortaya koymalısınız.

3- RENKLİ DAİRELER

Gelişigüzel sıralanmış olarak ya da çeşitli geometrik biçimler ortaya çıkaracak şekilde dizilmiş renkli daireler, ne kadar uğraşılsa da özgün bir logo adına işe yaramayacak kadar çok kullanılmış bir teknik. Üstelik bir firmanın kimliğini yansıtırken belli başlı ipuçları vermek, mesajı biraz daha net kılmak mümkünken bu daireler birden bire sonsuz yorum olasılığı sunarak belki de iyilikten çok kötülük yapıyorlar.

4- KONUŞMA BALONLU LOGOLAR

Şimdiye dek pek çok firma, iletişimi, sosyalliği ve daha fazlasını bir çırpıda çağrıştıran konuşma balonlarını logolarına taşıdı. Bundan sonrası için eğer mutlaka bir konuşma balonu kullanmak istiyorsanız bu balona mutlaka bir yenilik katmak zorunda olduğunuzu söylemek yanlış olmaz. Çok sık kullanılan bir sembolü kullanmak, logonuzun piyasadaki pek çok diğer logoya benzemesi ve bu logolarla karıştırılması gibi riskleri beraberinde getirir.

5- ÇAKIŞAN HARFLER

Konuşma balonları biraz daha yeni bir teknik sayılabilir ancak iç içe geçmiş baş harfler herhalde onlarca yıldır karşımıza çıkan tasarımlardan biri. Bu yola başvurduğunuzu fark ettiğiniz an yapacağınız, hemen vazgeçmek ve yeni bir fikir üzerinde çalışmaya başlamak olmalı. Baş harflerle uğraşmak yerine bir karalama defteri üzerinde farklı fikirlere dair taslak çalışması yapmanız çok daha iyi sonuç verecektir.

MÜZİK TEMALI LOGO ÖRNEKLERİ

Logo oluştururken işe ister kağıt kalemle başlayın, ister Adobe Illustrator’la. Yaratıcılığınızı en iyi nasıl ortaya koyuyorsanız, o aracı kullanmanız tavsiye edilir. Çevrede yaptığım ufak çaplı araştırma sonucu logo tasarlarken genellikle Adobe Photoshop tercih edildiğine dair bir izlenim edindim. Tercih sizin.

Logo tasarlarken tasarımın okunaklı, kolay ayırt edilebilir ve anlaşılır olmasına özen gösterebilirsiniz. Kimi zaman minik bir etiketin üzerinde, kimi zaman bir cep telefonu ekranında küçük ölçülerde kullanıldığında da logonun kendini gösterebilmesi iyi olur.

Logonun grafikleri kadar fontu da önemlidir. Tek bir fonta saplanıp kalmamanız, birkaç font denemeniz ve seçim yaparken bazı kriterleri göz önünde bulundurmanız yerinde olabilir. Bir font seçtiğinizde, neden o fontu seçtiğinizi ‘bunu beğendim’ cevabından daha ayrıntılı bir şekilde anlatabiliyorsanız, doğru yolda olabilirsiniz.

Müzik temalı logolara baktığımızda ilk göze çarpan semboller nota, kulaklık ve mikrofon olarak sıralanabilir. Logoyu kullanacak olan firmanın ismiyle bütünleşen, isme gönderme yapan bir logo hem akılda kalıcı olur hem de firmayı doğru biçimde temsil eder.

Melodi, köpek ve piyano kelimeleri bir arada olunca logo için de piyano tuşlarından bir köpek grafiği düşünülmüş. Yaratıcı ve esprili bir logo.

İngilizce ‘Attack’ sözcüğü Türkçe’de ‘saldırı’ anlamına gelir. Logo için agresif bir kaset çizimi düşünülmüş. Ama asla itici ya da korkunç değil. Aksine çok da sevimli görünüyor bu kaset canavarı.

Bir DJ için tasarlanmış sade, modern fakat yine de enerjisi yüksek bir logo. Ünlem biçimindeki ‘i’ harfi tek düzeliği bozuyor.

İlk bakışta herhangi bir müzikçalardaki ‘geri sar’ tuşunu görüyorsunuz belki ama dikkatli bakarsanız, firmanın isminin baş harflerinin, yani iki adet ‘K’ harfinin, grafikte yer aldığını görebilirsiniz. Basit, konusuyla ilgili ve aynı zaman da çok da orijinal bir tasarım.

‘Eagle’ kartal demek, ve notalardan meydana gelen bir kartal başı tasarlanmış. Son derece basit çizgilerle ve notaları kullanarak kartal gibi bir hayvanın hemen algılanmasını sağlamak zor ama iyi bir uygulama yapıldığında, sonuç harika. 

Dream Radio yani Radyo Rüya’nın logosu. Renkler de, fikir de gayet başarılı. Kulaklık basit çizgilerle kolayca oluşturulabilen ve hemen müziği çağrıştıran sembollerden biri. Yukarıdaki logoda bulutu tamamlaması pratik bir düşünce. Böylelikle grafik kalabalığının da önüne geçilmiş.

Logolar kaynak: logopond.com

STAR TV LOGOSU

Doğuş Grubu tarafından satın alınan Star TV, ne zamandır yenileniyordu. Görevine son verilenler, işe alınanlar derken kanal, 2012 yılına yeni logosuyla girdi.

Logonun bir kurumun ya da işletmenin görsel kimliği olduğu bilinir. Yukarıdaki logoya bu gözle baktığımızda ne düşünüyoruz? Renkli, parlak ve cümbüşlü bir kanal olacak. Eğlenceye ağırlık verecek. Pek çok farklı tarzı bir arada bulunduracak.

Yıldız aslında pek çok sade kullanıma olanak verebilecek bir şekildir. Ancak bu logo için sadeliğin kesinlikle bir seçenek olmadığını söyleyebiliriz. 5 farklı renkte,  15 parlak elmasın ortasında oluşan negatif alan yıldızı oluşturmuş. Bu noktada aşağıdaki STAR sözcüğü için seçilen fontu anlamakta biraz güçlük çekmekteyim. Bu sivri uçlu logoya göre pek naif, öylesine yazılmış gibi bir hali var.

Logonun tasarımcısını ben de merak ediyorum fakat bir bilgiye rastlayamadım. Öğrenen olursa Facebook sayfamızda bizimle de paylaşırsa sevinirim.

Hazır konu açılmışken, bilinen bazı yabancı kanalların da logolarına bakalım. Bu açıdan bakınca Star epey süslü görünüyor.

LOGO TASARIMINDA 10 İPUCU

Firma logoları farklı medyalarda tekrar tekrar kullanılır ve firmanın kimliğini temsil eden öğelerden biri olarak farklı görsel medyalarda bu temsil görevini yerine getirir. Bir firma logosunun tasarımının firma ve değerleri için sembolik ve özel bir anlam taşıması beklenir.

Bir örnekle açıklamak gerekirse örneğin firmanız bilgisayar yan ürünleri satışı yapıyorsa, bilgisayar ‘mouse’unu temel alan bir logo tasarımı düşünülebilir.

Emin olmanız gereken logonuzun özgün, diğer firmalarınkinden farklı ve firmaya özgün bir görsel kimlik vermesidir. Bu nasıl olacak diye sorarsanız, işte birkaç ipucu:

1- Firma logosunun tasarımı firmanın ne iş yaptığına dair fikir vermelidir ama biraz üstü kapalı olarak bunu başarması daha yerinde olur. Logonun hiçbir şey ifade etmemesi iyi bir fikir olmayabilir ama her şeyi açık etmesi de pek makbul değildir. Bir diş kliniği için diş figürü kullanmak size göre de çok bayat bir numara değil mi? Logo tasarımında deneyim işte bu noktada önem kazanıyor: Aradaki o ince çizgiyi bulma kısmında.

2-Kuralları elbette yıkabilirsiniz! Bir müşteriniz hiçbir anlamı olmayan bir desenin ya da geometrik bir şeklin kullanılmasında ısrar ediyor olabilir ya da firma değerlerini bir kenara bıraktığınızda ortaya daha güzel bir tasarım çıkartıyor olabilirsiniz. Çok sık olmasa da böyle şeyler yaşanabilir ve eğer işe yarayan buysa, bırakın öyle olsun!

3-Müşterinize onun istediğini vermeye çalışın. Bir tasarımcı ve müşteri her zaman aynı çerçevden bakamaz. Bu gibi durumlarda kişisel görüşünüzü bir kenara bırakıp karşı tarafın isteklerini temel alan bir tasarım üzerinde çalışmalısınız.

4- Tasarıma ilk başlayacağınız anda neden biraz kalem kağıtla çalışmayı denemiyorsunuz? Kalem kağıtla düşünmek, karalama yapmak ve ilk taslakları çizmek, mouse ve ekran ikilisi ile olduğundan daha kolaydır. Fikirlerinizi şekillendirmek için kalem kağıt kullanın, daha hızlı ilerleyebilirsiniz.

5- Zamanın kısıtlı olduğu durumlarda logonun teslim tarihi için her zaman kendinize yeterince zaman tanıdığınıza emin olun. Eğer logo için bir haftaya ihtiyacınız olacağını düşünüyorsanız, paylı olarak müşteriden 10 gün isteyin. Zamanından önce teslim etmek, geç kalmaktan iyidir.

6- Logo tasarlarken elbette ilham almak için etrafta son günlerde yapılan çalışmalara bir göz atacaksınız. Yine de trendy olmaya çalışıp, modayı takip edeyim diye uğraşmaktansa mümkün olduğunca orijinal olmayı deneyin.

7- Renk şemasıyla uğraşmayı en sona bırakın. İlk önce siyah beyaz ya da tek renk olarak logoyu basit bir şekilde ele alın. Çalışmayı renklendirme aşamasına geldiğinizde de, bu konuda cimri davranmaya devam edin. Logoda gereğinden fazla renk kullanmak, dağınık ve karmaşık bir görüntüye neden olabilir.

8- İşin kitabına uygun hareket etmeye özen gösterin. Bir avukat bürosu için tasarladığınız logo üzerinde çalışırken aklınıza gelen çılgın fikirleri bastırmalısınız. Komiklik yapmanın sırası değil, tabii müşteri bunu talep etmedikçe!

9- Basit düşünün. Tasarımınız ne kadar basit olursa, akılda kalması o kadar kolay olur. Örneğin Nike logosuna bir bakın. O tik işaretini hiçbir zaman unutmazsınız öyle değil mi?

10- Müşterinizle logo ile ilgili konuşurken, firmayı temsil edecek tek bir özellik üzerinde anlaşmaya varmalısınız. Küçük bir logonun içine her şeyi sığdıramayacağınız konusunda müşterinizi de ikna etmelisiniz.
*Bu makale Dzineblog sitesinden derlenmiştir.

CNBC-e DERGİDEN BAYRAM KARTLARI

Bayrama birkaç gün kala mail kutularına bayram mesajları düşmeye başladı. Sosyal ağlarda da hem kişiler hem de firmalar bayram tebriği furyasını başlatmış görünüyor. Bu tebriklerin arasında CNBC-e dergisinin bir duyurusuna rastladım.

Hem CNBC-e’de hem e2 kanalında yayınlanan dizilerin posterlerini tebrik kartı formatında bir kitapçık halinde bir araya getirmişler. Kurban bayramında sevdiklerine kart atmak isteyenler düşünülerek hazırlanan kitapçık, derginin Kasım sayısıyla birlikte ücretsiz olarak veriyorlar.

Bayramda hiç kart attım mı bilmiyorum, galiba hiç kart da almadım. Hele ki cep telefonlarının ve internetin yaygınlaşmasının ardından bu geleneğin artık yürürlükte olmadığını söylemek herhalde yanlış olmaz.

Yine de dergi büyük ihtimalle koleksiyonerleri ve dizi hayranlarını düşünerek böyle bir hoşluk yapmak istemiş olmalı. Bu derleme bugün için olmasa da ileriki bir zamanda TV başında nelerle zaman geçirdiğimizi hatırlatması açısından bir anlam taşıyabilir.

YARATICI POSTER TASARIMI / MELONCHOLIE

Van için burada duyurusunu yaptığımız poster çalışmaları ile ilgili başvuruları süresiz olarak kabul etmeye devam edeceğiz. Dilediğiniz zaman sitevektograf@gmail.com adresine Van depremini ifade eden tasarım çalışmanızı gönderebilirsiniz. Bu tür paylaşımlarda asla zorlama olmamalı ve bu konuda agresif davranmayı da bu bloga yakıştıramam. Ziyaretçi sayımız ve bu teklifin paylaşım oranına kıyasla gönderilen poster sayısı tahminimden az oldu. Bunu herhangi bir anlama geldiği için söylemiyorum ama aklıma ister istemez Japonya depreminin ardından uluslararası olarak tasarımcıların bu konuda gerçekleştirdikleri yüzlerce çalışmayı paylaşmaları geldi. Tabii Japonya’da sıradan vatandaşın bile tasarımla yatıp kalktığını unutmamak gerek. Tasarım gündelik hayatın önemli bir parçası haline gelmiş durumda.

Bizde ise yaklaşımlar hala aksi biçimlerde olabiliyor. Facebook’ta bizim sitemiz dışında Van depremi ile ilgili bir poster paylaşımı gördüm. Altına bir üye tarafından  ’Neye yarıyor bu?’ benzeri bir yorum bırakılmış. Eh, her görüşe saygı duymalıyız.

Gelelim yukarıdaki postere. Alman sanatçı Sarah Illenberger‘in posterinin adı ‘MELONCHOLIE’. Yabancı dil bilenler espriyi anlamışlardır ama bilmeyenlere de açıklamış olalım. ‘Melankoli’ kelimesine sanatçı gönderme yapıyor. ‘Melon’ sözcüğü bazı dillerde ‘karpuz’ anlamına gelir. Bu harf oyunuyla ağlayan karpuzun melankolisinin altı çizilmiş oluyor.

Illenberger’in çeşitli objeleri ve fotoğrafı kullanarak gerçekleştirdiği  farklı işlerini görmek için sitesini ziyaret edebilirsiniz.

VAN / SAMET YILDIZ

Tasarım: Samet Yıldız

Deprem belki birkaç saniye sürdü ama etkileri ne yazık ki daha günlerce, aylarca sürecek. Van’dan gelen en son haberler çadır ve ısınma ihtiyacı üzerinde yoğunlaşıyor.

Samet Yıldız’a tasarımı için çok teşekkürler. Dileriz bu farkındalık ve dayanışma uzun süre sürsün.

Eğer sizin de Van depremi ile ilgili duygularınızı ifade ettiğiniz bir tasarımınız varsa, sitevektograf@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.